By incorporating pedestrian and bike paths into its transportation strategy, Istanbul can build a physical and social infrastructure that optimizes the participation of all people, regardless of physical and mental disabilities.
Istanbul then would be not simply Europe’s largest and fastest growing city. It would be its model.

Sunday, January 27, 2008

Where Do You Run in Istanbul?

Today some of us walked from Cihangir to Ortaköy, and others ran around Sarayburnu. Istanbul, suggested Miguel as we ran, needs a runner’s manual for novices (where to run, running clubs in the area, a calendar of road races, etc.). So as we begin to put the guide together, we ask you, What are your favorite routes? Please let us know!

And join us each Sunday, 8:00am, in front of the Cihangir Sports Center (above the Dia Supermarket), on Siraselviler Street.

Now, back to our runner's guide to Istanbul . . . three of my favorite places to run – all accessible from Beyoğlu on foot. . .
THREE ROUTES from BEYOĞLU
1. Sarayburnu:
Today’s run followed the side street from Tophane to Karaköy, crossed the Galata Bridge and then ran along the wide path that circles around Sarayburnu, below Topkapı Sarayı. We ran as far as the radar tower, where we turned back. One could as easily run to Atatürk Bulvarı and return to Beyoğlu by way of Aksaray, passing under the Aqueduct of Valens and crossing the Golden Horn on the Atatürk Bridge. The full circle from Tophane, around Sarayburnu and under the acqueduct and back is close to 12 km.

The springtime photos say nothing of today’s strong lodos wind!

Run It Any Time: Given that the Galata Bridge has a wide pedestrian way and the path around Sarayburnu is well protected from traffic, the path from Tophane to the radar tower is a decent route for any time of day. (Also, you can stretch at the radar tower, which is decorated with ceramic tiles by my friend Mustafa Pilevneli and his son Yavuz.)

2. Maçka Park: The lower end of Maçka Park has a well-maintained unpaved running path, and I like it for speed intervals. From Taksim, head down past Gümüşsuyu to the İnönü Stadium and stay right as you ascend the hill (on appropriately named Bayıldım Caddesi) to Nişantaşı, passing by the Swissôtel. You can enter the lower end of Maçka Park across the street from the Swissôtel, or for a longer hill work-out, follow the road (which now becomes Abdi İpekçi Caddesi) to the top of the hill – to Vali Konağı Caddesi – and enter the top end of the park at Harbiye (saluting the Sultans) and run back down through the park to the paths in the lower end.

Twilight Run: Maçka Park may not be the best destination for a run in the dark, but it’s not bad in the twilight hours. To avoid the evening traffic between Gümüşsuyu and Dolmabahçe, cut from Taksim to Harbiye on Taşkışla Caddesi – the road that runs behind the Hilton Hotel and in front of the Engineering Faculty. Careful as you cross traffic!

3. Eyüp: A series of smooth pedestrian paths leads up the Golden Horn from the Galata Bridge to Eyüp. This is an early morning or weekend run, due to congestion at the Eminönü bus stop and the need to cross traffic under Atatürk Bulvarı. After these messy spots, however, it’s a clear path (excepting occasional simit vendors) up to Eyüp and even as far as Santralİstanbul (the new Bilgi University Campus).

Where do you like to run? Do you get a good work-out on Istanbul’s streets? Or have you resigned yourself to the treadmill for mid-week runs?

Tuesday, January 22, 2008

Beraber yürüyelim bu hafta sonu!

Önümüzdeki Pazar sabahı tekrar buluşacağız Cihangir Sports Center önünde saat 8’de. Katılanların istediklerine göre Cihangir’den çıkıp bir yere yürüyeceğiz, mesela Yıldız Parkı’na, Kasımpaşa’ya ya da Haliç’e gideceğiz. Bir başka yol teklif etmek isterseniz, bana bir mesaj gönderin. Sizi bekleriz. Görüşmek uzere!

Yürüyoruz, koşuyoruz, bile de kayıyoruz!


Birkaç haftadan beri yazmadım ama yürümeye devam ediyorduk. İki defa Belgrad Ormanı’na gittik, bir defa Cihangir’de dolaştık, ve iki hafta önce yalnız Isaac gelmiş ve tek başına koşmuş.



Geçen hafta sonu ise Alp’la birkaç kişi Belgrad Ormanı’nda yürüdüler, ve Necdet bir grup kayak yapmak için Kartal Kaya’ya getirdi. Eğlendik! İstanbul’a kalktığımız saatte güneş batıyordu.



Hafta içi sabahları ise, koşmak istiyenler açık, güvenli bir yol bulmaya çalışıyorlar. Geçen Salı sabahı Isaac bizi yeni bir yolda koşturdu. Saat altıda sabahleyen Isaac’la CSC’de buluşup koştuk Mecidiyeköy’e kadar. Bildiğiniz gibi Isaac çok sert bir antrenör. Çabuk koştuk ve Cihangir’e geri geldiğimizde hava hala aydınlanmamıştı. Taksim ile Cevahir arasındaki yol güzel ve koşmaya uygun: trotuar düz, geniş, ışıklı ve boş. O saatte trafik yok.

Necdet başka bir yol tavsiye etti: Gümüşsuyu’ndan inip Beşiktaş’a kadar koşun. Barbaros Bulvarı’nı binip Cevahir’e gidin oradan da Taksim’e dönün. Biraz uzun ama maraton için antrenman yaparsanız hafta içi orta uzunlukla koşunuza çok uygun olabilir.

İyi haftalar, iyi koşular, tekrar Pazar sabahı görüşmek üzere!!

Friday, December 28, 2007

From Yıldız Park to Belgrade Forest


This Sunday morning we'll meet at the same place -- in front of the Cihangir Sports Center on Siraselviler Street -- at 8:00am. Word has it we'll head up to the Belgrade Forest. If not, we'll walk or run, according to the mood, from the neighborhood.


Last week the group explored the Yıldız Park above Ortaköy.

Happy New Year! Yeni yılınız mutlu olsun!!

Friday, December 21, 2007

Hava ne olursa olsun, koşuyoruz!

OK, on Sunday we can meet at the same place, same time as usual. We can arrange something according to the morning’s participants.
Yinede saat 8.00 Pazar sabahı
istiyen herkez aynı yerde
buluşalım. Katılımcı
sayısına göre program yaparız...

Alp’ın sayısında geçen Pazar (16 Kasım) koşu hakkında
birkaç not var . . .


İnan bana burada da havalar çok soğudu gecen Pazar sabahı;
kar soğuğu vardı ve hafif yağmurlu bir havada ancak 5
kişi programa gelebildi. Ancak diri, fresh,taze bir
İstanbul sabahını maalesef kaçırdılar:)))

Bizde Cihangir, Galata Köprüsü,Haliç, Atatürk Köprüsü,
Taksim, Cihangir parkurunda yaklaşık 8 km keyifli bir
yürüyüş yaptık. Özellilkle Kristin’in yürüyüşün hızlı
ciddi temposuna uymak için performansı gerçekten taktire
değerdi.

Herzamanki gibi nese dolu ve bizleri tekrar hayata
bağlayan bir yürüyüş oldu.

Maalesef fotoğraf makinesimin baterisinin bitmiş
olduğunu çok geç farkettim ve kamerayi getiremedim.
Isaac’e de söyledim ama o da fotoğrafa ihtiyac duymamış
olacakki sadece kendini getirdi.

Haftaya ormanda olacağız, bu sefer kamera da benimle
olacak:)))



Ailenle olman cok güzel, hele yeğenini görmen
mukemmel olsa gerek...

Monday, December 10, 2007

Cihangir Koşuyor . . . Belgrat Ormanı’nda

Gelecek Pazar – 16 Aralık – tekrar Cihangir Sports Center önünde buluşacağız, saat 8:00’de, güzel bir gezinti yapmak için. Herkes davetli. Bekliyoruz. Danışma için Necdet’i ara: 212 245 1255.

Dünkü yürüyüş ise, 25 kişilik bir grup olarak Belgrat Ormanı’na gittik. Herkesin birkaç arkadaşını getirdiği için neşeli bir kalabalık oldu.

Ormandaki ağaçların tüm yaprakları düşmüştü. Yol sarı yapraklar ile çamur doluydu. Serin, puslu hava hızlı yürümek için tam uygundu. Baraj daha dolmuş, daha az bekliyorduk.

Koştuktan sonra Necdet’in verdiği t-şörtleri giydik ve Orhan’ın sayesinde güzel bir kahvaltı yaptık.

Çeşitli bir toplum vardı: kadın, erkek, yürüyücüler, koşucular . . . en genç 9 yaşındaydı, 60 yaşına yaklaşan da katıldı. Türk, İngiliz, Yeni Zelandalı, Ganalı, İspanyol, Amerikalı . . .

Güldük, dinlendik, eğlendik. Hem spor hem meditasyon yaptık. Yeni bir özgürlük tattık. Bir kişinin söylediği gibi, yumuşak toprak üstünde adım adım ilerlerken, ruh, beden ile zihin özgürleşiyor ve aynı frekansta da oluyor.

İyi haftalar! Görüşmek üzere.

Sunday, December 2, 2007

Gülhane Parkı’nda Papağanlar Var

Gelecek hafta, Pazar sabahı, buluşalım, ormana gidelim. Danışma için bana bir e-posta at ya da Necdet’i ara: 0-212-245-12-55. Salı akşamı sohbet için Kahvedan’da saat 20:00’den itibaren toplanıyoruz (www.kahvedan.com)





Bu hafta ise, yedi kişiydik ve hepimiz yürümeyi tercih edip beraber Cihangir’den Tophane’ye indik. Sultanahmet’e kadar yürüdük.




Son bahar sabah güneş altında İstanbul sessiz, sakin, serin ve arabasızdı.


Balık tutanlardan geçtik Karaköy’de, Gülhane Parkı’nda yeşil papağanların ötüp uçtuğunu şaşırarak baktık. Ne zaman, nasıl bu kuşların parkta yerleştiğini merak ettik.





Sultanahmet Camii’nden geçtikten sonra Firuzağa’ya dönmeye başladık ve Ali’nin biraz çabuk bir tempo tuttuğu için bu gezintiyi iki saat içinde bitirebildik.

Sonra Firuzağa’da uzun bir kahvaltı yaptık. Sohbet ettik, güldük, ve nihayet Ali bizim için Necip Fazıl Kısakürek’in iki mısrası okudu:

Kader beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
Elindeyse gel de ayır beyazdan beyazı